Anti-Damping vergisini incelemeden önce sizi 2015’e götürmek istiyorum. 2015 Temmuz ayında A.B.D. menşeili kraft liner kağıtlara anti damping vergisi getirilmiş ve hayatımıza anti-damping kavramı girmişti. (Resmi Gazete) Hatırlarsanız 100-175 gram aralığındaki kraft liner kağıtlara getirilen vergilerde direkt üretici adı paylaşılarak farklı oranlar belirlenmişti. (IP=%9.43, Rock Tenn= %15.06, Diğer=%19.96) Bu vergi Oyak grubu şirketi olan OYKA’nın başvurusu üzerine getirilmişti. 2016 yılında ise OYAK, Demir-Çelik grubu şirketleri Erdemir ve İsdemir’in Çin, Ukrayna ve Rusya’dan kontrolsüz şekilde ithalat yapılması sebebiyle Çelik ürünleri için anti damping vergisi talep etmişti. (Çin’in agresif ihracat politikası sebebiyle fiyatlar bir anda $130’dan $60’a gerilemişti.) Bu durum her yıl yaklaşık 10 milyar dolarlık ihracat yapan ülkemiz çelik sektörünü üreticiler ve ihracatçılar olmak üzere ikiye bölerek ciddi tartışmalara sebep olmuştu. Üreticiler; Çin ve Rusya’nın dampingli ürün sattığını ileri sürerek kendi marketlerinin kuşa dönmesinden şikayetçiyken çeliği işleyerek yurt dışına satan sanayiciler ise hammadde fiyatlarının düşmesiyle yabancı rakipleriyle olan maliyet yarışında rekabetçi olabildikleri için oldukça memnundu.

Tekrar Kağıda Dönelim

2015 Temmuz ayında A.B.D. menşeili kraftliner kağıda gelen anti-damping vergisi sonrasında iç piyasaya oluklu mukavva üreten sanayicilerin önünde birkaç yol vardı.

  • Müşterilere altın tepside hurda kağıt esaslı imitasyon kraft seçeneği sunmak.
    Yaş Meyve sebze ihracatı yapan oluklu mukavva müşterileri dışında yoğunluka iç piyasa için ürün kutulayan müşterilerin hemen hepsi için en avantajlı ve mantıklı seçenek bu. Bu seçenek hem müşterilerin maliyetini düşürdü, hem oluklu mukavva üreticilerini daha stabil bir tedarik zincirine yöneltti, hem de yerli hurda esaslı kağıt üreticilerinin siparişlerine olumlu yansıdı. Vergiden önce ülke genelinde ithal kraft kullanımı %17-18 seviyelerindeydi, bugün çok daha aşağıda olduğu tahmin ediliyor.
  • Dünya Amerika’dan ibaret değildir, Privet Russia, Hello Europa, Olá Brasil.
    A.B.D. menşeili kraftliner kağıtlara gelen vergi sonrası, oluklu mukavva üreticileri TL1 kağıtlara ikna edemediği müşterilerine vergi zammını yansıtarak bir süre IP Kraft satmaya devam etti. Aynı zamanda Rusya, Avrupa ve Brezilya menşeili kağıtlar ithal etti, gelen bobinleri de kutu yapıp bir güzel sattı. Örneğin, 2015’in ilk çeyreğinde Türkiye’ye toplam 9 milyon dolarlık kraftliner satan Klabin, 2016’nın ilk çeyreğinde yatırımcılarına 517 milyon dolarlık toplam satışı içerisinde 21 milyon dolarlık Türkiye satışı açıkladı. (Kaynak)

klabin

Vergiye kimler itiraz etti?

11 Eylül 2015 tarihinde İSO Meclis Üyesi Nuri GÖRENOĞLU, Kraftliner kağıda gelen zammın yaş meyve sebze ihracatına maliyet artışı olarak yansıyacağını, uluslararası pazarda yerli ihracatçıyı zor duruma düşüreceğini belirtti. Yaptığı sunumda yıllık 100.000 ton üretim kapasitesi bulunan yerli kraft üreticisinin ülke pazarına yetmediğini, yaşanan kalite sorunlarını ve FSC (Forest Stewardship Council) belgesi olmadığı için ihracatçıların elinin-kolunun bağlı olduğunu bir bir anlattı ve ekledi; ”Sektöre orta ve uzun vadede nefes aldıracak ‘Özel Plantasyon’ alanları oluşturacak teşvik edici mekanizmalar gerekmektedir. Bu alanlar gelişip yaygınlaşıncaya kadar sektör üzerindeki ek anti damping vergileri kaldırılmalıdır. Bu uygulamanın Dünyada başarılı örnekleri vardır. ”

Kısacası; ”Önce yerli kraftliner üreticisi gelişsin, pazarın kalite talebine ve ihtiyaç talebine cevap verebilecek hale geldiğinde anti-damping’i konuşuyor olalım.” diyor.

Damping nedir?

INTERNATIONAL TRADE CENTRE UNCTAD/WTO’ya göre;
Bir ürünün sadece ihraç fiyatını bilerek dampingli olup olmadığını belirlemek mümkün değildir. Örneğin; bir ürün ucuz fakat dampingsiz, veya pahalı fakat dampingli olabilir. Aslında damping kavramı göreceli olup, bir karşılaştırma meselesidir. Bu karşılaştırma, bir ürünün ihraç fiyatı ile ihracatçı ülkedeki eşdeğer ürünün “normal değer”i (genellikle yerel piyasa fiyatı) arasında yapılmalıdır. Eğer, ihraç fiyatı normal değerden düşükse, ürünün dampingli olduğu kabul edilir. İkisi arasındaki fark “damping marjı”dır.

Özetle,

Bir üretici, ürününün ihraç fiyatını bilerek bazı ülkeler için çok düşük tutuyorsa o ürünün dampingli olduğu düşünülür. Bu sebeple ithalatı damping’li yapan ülkenin yerli üreticideki zararı gözardı edilemez. Damping’e maruz kalan ülkede ürünün tedariği ithalata yönelecek ve iç piyasa pazarı daralarak gelişemez hale gelecektir. Damping’in tespiti sırasında ürünün iç piyasa/dış piyasa satış hacmiyle beraber iç piyasa fiyatıyla ihraç fiyatı karşılaştırıldığı gibi farklı ülkelere satış fiyatları da döviz kurlarının çevrilmesiyle yapılır. Böylece damping soruşturması neticelendirilir. Anti – damping soruşturmalarında yetkili makamlar, dampingin ve zararın (veya zarar tehdidinin) varlığını ve büyüklüğünü, ayrıca bunlar arasındaki nedensellik bağını inceleyerek, gerekli görüldüğü takdirde dampingin önlenmesi ya da telafi edilmesi amacıyla anti-damping önlemi alırlar.

Yakın zamanda Vestel’in ithal cep telefonları için talep ettiği antidamping vergi talebi ülkede ciddi tartışmalara yol açmıştı hatırlarsanız. Tartışmalar sırasında ekonomi bakanlığı talep belgesini sitesinden kaldırmıştı hatta. Vestel’in gizli olmayan talep belgesini buradan inceleyebilirsiniz.

Kraftliner kağıtta yeni bir antidamping vergisi bekleniyor, detayları resmi gazete ilanının ardından paylaşacağım.

Kişisel görüşüm ise;

Gelebilecek yeni bir antidamping vergisi ülkemizde üretilen kraftın ve hurda kağıt esaslı imitasyon kraft’ın (TL1) gelişmesi için harika bir kapı daha açacaktır. Dünya ile aynı hızda dönebilmemiz için yerli kağıt üreticileri o kapıyı kırmalı, oluklu mukavva üreticileri de müşterilerine özellikle TL1’i bastıra bastıra anlatmalıdır. Sürç-i lisan ettiysem affola.

4 YORUMLAR

  1. bazı sektörlerde türkiye’ye uygulanan vergilere karşılık olarak ilave vergi konuyor. gelen vergiler ihracat yapanları batıracağı için yerli sermaye de satacak firma bulamayacak.

CEVAP VER