Okudum : Eyvah, Babam Bir Manyak!

Son bir kaç yıldır Dünya barışını ve huzurunu empati yapabilmenin omuzlarına yüklüyorum kendimce. Günün her anında empati yapabildiğimizde ilk başlarda dünyanın tüm iğrençliğini tadacağımıza, empati dünyaya yayıldığında ise huzur içerisinde yaşayabileceğimize inanıyor ve bir süredir başkaları gibi düşünebilme konusunda saplantılı bir şekilde yol alıyorum. Beni daha iyi bir insan yaptığını düşünüyorum bunun.

Bir kitabı okurken aynı satırların bana ifade ettiklerinin bir başkasının kafasında nelere dönüşebileceğini de merak ediyor, bunu düşünürken keyif alıyorum. Saçmalığın, zorbalığın, hırsızlığın, yolsuzluğun ve aptallığın merkezi sayılabilecek bu coğrafyanın oksijenini can çekişen bir akvaryum balığı güdüsüyle içime çeke çeke küçük şeylerden keyif almayı öğrendim değerli okur. Tam da bu sebeple okurken çok keyif aldığım bir kitabı sizlerle paylaşmak istiyorum.

Allah Belanı Versin Brokoli, Bizim de Renkli Televizyonumuz Vardı, Yedi Kere Sekiz ve Muazzam Bey’in Değersiz Hayatı kitaplarının yazarı, bir süredir OT Dergisinde yazan, güzel insan Onur Gökşen’in yeni kitabı Eyvah, Babam Bir Manyak!’ı keyifle okudum. İmzalı olarak gönderdiği için teşekkür ederim.

Her ne kadar kitap arka kapağında kırk yaşına kadar kendisini babalığa hazırlayamamış ve bundan sonra da hazırlayamayacak zavallı bir adamın hikayesini barındırdığını iddia etse de benim gibi yirmili yaşlarının sonunda olan, özgürlüklerinden fedakarlık etme konusunda pek de başarılı olmamasına rağmen babalık konusunda düşünmeye başlamış biri için adeta bir kılavuz! Kitabı okuyup son sayfasına gelen kişilerin bambaşka duygularla onu kapattığından eminim. Benim okurken bağıra çığıra güldüğüm satırlarda en az bir çocuk yetiştirmiş biri pek gülmemiş olabilir. Bir gün aynı yollardan geçecek olursam hatırlayacak ve kitabı baştan okuyacağım (:

Kitabın en büyük ortak paydası sevgi!

Onur Gökşen’in kızı İpek’i ne kadar çok sevdiğini okurken yanımda uyuyan eşime baktım ve henüz dünyaya gelmemiş olan gelecekteki çocuğumuzu hayal ettim. Daha çocuğum olmadan çocuğumun hasta oluşunu düşünerek tedirgin, işten geldiğimde kapıda bana baba deyişini düşünerek mutlu, uçakta ağladığını düşünerek uyuz oldum.

Şimdiye kadar ne zaman içerisinde çocuk geçen bir hayal kursam hep hayalin bir yerinde onun başarıları olurdu. Kitabın son sayfalarında daha doğmamış bir çocuktan bile başarı bekleyen benim ne kadar zavallı bir yavşak olduğumun farkındalığıyla irkildim. Göreceli bir kavram olan başarının ve başarılı çocuk yetiştirmenin bize pazarlandığı günümüzde merhametli, vicdanlı ve dürüst bir çocuk yetiştirebilmenin önemini Onur, Gonca ve İpek’ten öğrenecekmişim demek ki.

Üçüne de ayrı ayrı teşekkürler.

Kitabı okumaya karar verenleri buraya gönderelim mi? Gönderelim.

 

CEVAP VER